Kendi İşine Sahip Olmak

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Beni tanıyanlar bilir belki ancak kısaca kendi şirketimi kurma hikayemi ve kendi işine sahip olmanın nasıl bir duygu olduğunu anlatmak istedim.

kendi-isini-kurmak

 

İnsan kaynaklarında kendimi geliştirmek istediğim için üniversitede okuyorken bir danışmanlık şirketinde çalışmaya başladım. Okuduğum bölüm Ekonometriydi ve sınıf arkadaşlarımdan, çevremdeki kişilere kadar pek çok kişi neden bir İK firmasında çalıştığımı anlayamıyordu. Hep sordukları şey, “e o zaman bu bölümde neden okuyorsun ya da okudun?” oluyordu. Çok severek ve isteyerek girdiğim bu bölüm, beni mantalite olarak çok etkilemişti. Ancak iş hayatımı hayal ettiğimde, pek çok bölüm arkadaşımın hayallerini süsleyen; merkez bankası, bankalar, borsa ya da devlet daireleri benim ilgimi çekmiyordu.

Üniversiteye hazırlanırken arkadaşlarımla sık sık sohbet eder, arkadaşlarımın sevinçlerini dertlerini dinler, “güzin abla”lık yapardım. Benden fikirlerimi sorduklarında, kendimi önemli ve değerli hissederdim. Her TM öğrencisi gibi Psikoloji okumaya merakım vardı. Ancak empatiye olan heyecanım, arkadaşlarımın dertlerini dinlemekle kalmayıp, kafaya takmamla devam ederdi. İşte bu nedende kendi hayatımı olumsuz etkileyebileceğini düşünerek psikoloji okumaktan vazgeçmiştim.

Hiç unutmuyorum; lisede okuyorken şaka ile karışık “bizi işe alırsın değil mi Ceyda?” diye soran arkadaşlarım vardı. Belki bu sözlerden, belki de sevgili ablam Senem’in İnsan Kaynaklarındaki seçiminden, ben de İK alanında ilerlemeye karar verdim.

Üniversiteden mezun olduktan kısa bir zaman geçtikten sonra sevgili ablam, Senem piyasadaki açıklıktan bahsediyordu. Çevremizdeki kişiler iş arayışlarından, şirketler ise “nitelikli” profesyoneller aradıklarından bahsediyorlardı. E-ticaret şirketlerinin ve e-ticaret sektörünün hızla geliştiği 2011 yılı sonlarında şirketi kurmaya karar verdik. Şirketimiz, enerjik agency‘yi 2012 yılında büyük bir enerji ile resmi olarak kurduk.

Ancak o zaman yeni mezun olmuş bir kişinin, daha önce ne kadar süre çalıştığına ya da nerede çalıştığına bakılmaksızın, hemen şirket kurmuş olması çok görülen bir şey değildi; en azından benim çevremde. Ablam, Senem işinde deneyimliydi ve sektörü yakından tanıyordu. Ben ise, yazılım dünyası haricinde diğer meslekler ve süreçler hakkında tam bilgi sahibi değildim.

Bu sırada kendi işimizi kurduğumuzu duyan arkadaşlar; “ee tabii ablandan dolayı şirketi kurmuşsunuzdur yoksa ne alaka?” diye yorumlar yapıyordu. Buna içten içe sinirleniyor ve üzülüyordum. Şirket kurma fikri ise abla kardeş olduğumuz için gerçekleşmemişti, Senem İK alanının şirket tarafını biliyordu ve ben danışmanlık yönünü biliyordum. Yepyeni bir bakış açısı ve strateji ile yenilik yaratmak istediğimiz için, bir arada bir iş yapmak istiyorduk. Bundan bahsetmeye çalışsam da, yine de uzun bir süre “hmm ablandan mı, hmm aile şirketi mi?” gibi sorularla karşılaşıyordum. Yaratmak istediğimiz yenilikten bahsetsem de, “evet ablam tecrübeli” diyordum. öyleydi de. 🙂 Öyle hissettirmeye çalışıyorlardı ki, sen gerizekalısın nasıl şirketin olabilir bu yaşta? Benim yepyeni heyecanıma ortak olmak yerine, sorgulamaya çalışmaları üzüyordu. Çok geçmeden kendimi geliştirmeye başladım.

Bilmediğim tüm meslekleri öğrenmeye çalıştım. İK ile alakalı olmayan, teknik içerikli bir çok organizasyona katıldım. Dışarıdan görülen İK’cı kimliğim ile katıldığım teknik organizasyonlarda ve eğitimlerde bulunmama ilk şaşırıyor olsalar da, kısa süre içinde pek çok güzel insanla tanışma fırsatı yakaladım.

Networking organizasyonlarının ne kadar önemli olduğunu görüyordum. 22 yaşındaydım ve herhangi bir şirkette çalışıyor olsam, tanışamayacağım isimlerle tokalaşıyor ve konuşuyordum. Her iş görüşmesine, tanışma görüşmesine kalbim çarparak gidiyordum. Klasikleşen soru cevap ilişkisinden farklı olarak, sohbet ediyorduk. Oldukça tecrübeli kişilerle görüşüyordum; kartvizitleri sevmesem de görüştüğüm kişilere şirket kurucu ortağı kartvizitimi verdiğimde, bazıları beni küçük görebiliyordu. Bunu gözlerinden ve vücut dillerinden fark ettiğimde, meslekleri ile ilgili teknik konuşmaya başlıyordum. yalnızca meslektaşları arasında konuşabilecekleri türden konulardan bahsettiğimde, düşüncelerinin değiştiğini görüyordum. Hep daha çok, daha çok öğrenmeye çalışıyordum.

Bir süre sonra sosyal hayatım etkilenmeye başlamıştı. Çevremde beni destekleyen güzel dostlarım da vardı ancak sohbetlerim hep iş olduğundan, sektörümle hiç ilgisi olmayan işler yapan arkadaşlarımın canları sıkılıyordu. “Biliyor musunuz yeni bir şirket çıktı ortaya, şöyle böyle” diye anlattığımda haklı olarak ilgilerini çekmiyordu. Benim çalışma dünyamda üstat ve ilah olarak tanınan isimler, onlar için bir anlam ifade etmiyordu.

Derken kendimi ihmal etmeye devam ediyordum ve hayatım tamamen iş odaklı olmuştu. Arkadaşlıklarımı yavaş yavaş kaybediyordum. Bu arada her geçen gün daha çok hırsla çalışıyordum. Çünkü şirketi kurduktan kısa bir süre sonra bizimle işe başlayan tanıdığımız bir kişinin davranışlarından negatif enerji almaya başlamıştım. Sanki Senem ile kendisi işi kurmuş, beni de yardımcısı olarak tutmuş gibi hissettirmeye çalışıyordu. Her şeyin bilincinde olarak aldırmamaya çalışsam da, etik olmayan ve çevremize son derece samimi olan davranışları işimizi etkilemişti. Psikolojik problemleri olabileceğini düşünüyordum ancak kendimi yoğun olarak mobbing altında hissediyordum. Psikolojim bozulmaya, sinirlerim hoplamaya başlıyordu ve artık durum çirkinleşiyordu. Duyduğum ve gördüğüm şeylerden sonra bir daha pozitif bir duygu hissedemez olmuştum. 3 ay sonra yollarımızı ayırma kararı aldıktan sonra olaylar şaşırtıcı boyutlara ulaşmıştı. Arkasından iş çevirdiğimi, onu oyuna getirdiğimizi hatta aslında şirketi onun kurduğunu ama bir sözleşme imzalattığımız gb ilginç şeyler duymaya başladım. Her zaman; kimin, ne olduğunun ortaya çıkacağına inanıyorduk ve öyle de oldu.

Bu olay ile birlikte daha çok çalışmaya başlamıştım. Keyifle ve rahatlıkla çalışmak için kurduğumuz iş, benim için büyük bir sınava dönüşüyordu. Güzel yorumlar ve eleştiriler, pozitif ilerleyen süreçler motive ediyordu. Yeni teknolojiler ortaya çıkıyor, yeni meslekler oluşuyordu. Sürekli takipte olmalıydınız. Organizasyonların sayısı da her geçen gün artıyordu. Sadece parayla satın alınıp gidilen organizasyonlar değil, kafe toplantıları ve küçük ekip buluşmalarına da sıklıkla katılıyordum. 4 yıl süren yoğun koşturmaca ile bir şeyi sorgulamaya başlamıştım. “Ne için çalışıyordum?” Rahat ve mutlulukla çalışmak için! İşimi ve yaptığım tüm işleri severek yapıyordum ancak artık tükeniyor, yıpranıyordum. Rüyalarımda iş vardı, tatillere gidersem işime ihanet ediyormuşum gibi hissediyordum ve rahatlamaya çıktığım seyahatlerde sürekli iş düşünüyor, maillerimi kontrol ediyordum. Kendimi ve başarılarımı arkadaşlarıma, aileme ve çevreme kanıtlamaya çalışırken, kendimi unutmuştum.

Kısa sürede çok şey öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum ve bunun için her gün şükrediyorum. Hayatımın en güzel 4 yılını sadece iş kaplamıştı peki kendimi ve sosyal hayatımı etkilemeye değer miydi? 4. yılın sonunda bunu fark ettiğimden beri artık daha çok kendime zaman ayırıyor ve kendimi düşünüyorum.

Evet, kendi işine sahip olmak çok güzel bir duygu. Eğer gerçekten mutlulukla ve huzurla çalışabiliyorsan! Daha aşmamız gereken çok yol olsa da; kendi fikirlerini hayata geçirenleri, kendi şirketlerini kuranlara artık daha sık rastlıyoruz.

Peki hiç düşündünüz mü, snapchat’in kurucuları kendi bitirme projelerini hayata geçirmeye karar verdiklerinde ve şirketlerini kurduklarında “hayırdır ne alaka?” yorumlarını almışlar mıdır? Almış olsalar bile bunu kafalarına takmışlar mıdır? Destek olmak, yakından tanıdığın bir kişinin başarısına ilk baştan ortak olmak bu kadar zor mu?

Potansiyelimiz olduğu sürece ne kadar süre çalıştığımızın ne kadar önemi var? Bugün baktığımızda genç beyinlerden müthiş işler ortaya çıktığını görebiliyoruz. Şirket değerlerine ve genç milyarderlerin artışına tanık oluyoruz. Demek ki, ortaya güzel işler çıkartmak için tek koşul tecrübe yılı değil. Azim ve kararlılık her şeyden daha güçlü. Bugün kullandığımız tüm sosyal medya kanalları yaşı genç insanların eseri. Hadi şimdi onlara diyebilir misiniz; “senin iş ne alaka?”

Ceyda Anıl Yazar:

8 Yorum

  1. Armagan C.
    04/03/2016

    tıp hukuk gibi kemikleşmiş bir alan olmadıkça memlekette mezunların büyük bir kısmı kişisel ilgi alanlarıyla ilgili işler yapıyor, klasikleşti artık. ama yinede okul önemli, süt ürünleri bile olsa ordaki sosyal ortam insana birşeyler katıyor.

  2. Emre
    05/03/2016

    🙂 Sen her zaman takdir ediyorum ! Çok güzel bir yazı. Kendime çıkartmam gereken bir sürü konu var.

  3. Ceyda Anıl
    07/03/2016

    Çok teşekkür ederim Emre’cim!

  4. 08/03/2016

    Açıkcası okurken kendi şirket kurma yolculuğumda gibi hissettim.Galiba benzer şeyler yaşadık ve aynı şeyleri yaşayan başka insanlarında olması insana farklı hissettiriyor.Harika bir yazı olmuş ellerine sağlık.

    Benim kendi iş kurma yolculuğumda en büyük destekcim, hayata tutunma gücümü aldığım bir kısa bir yazı var ve hergün okurum.İstersen ona da göz atabilirsin. “Hayat Denen Şey” : http://yunusemregl.blogspot.com.tr/2009/10/hayat-denen-sey.html

  5. Bülent Sakarya
    08/03/2016

    2012 yılından beri kendi şirketimin başındayım bende. Gerçi ben biraz daha senden büyüktüm ve insanların “ne alaka” tarzı konuşmalarını gözardı etmemeyi öğrenmiştim. Yaşadığın durum her meslekte olan bir durum. Çünkü insanlar para kazandığı alanla ilgili ne kadar konuşur/haber okur veya ilgilenir gibi görünürse işinde daha başarılı olacağına, daha fazla maddi kazanç sağlayacağına ya da doğru olanın o olduğuna inanır. Ama çalışmak sanat gibidir. Bedenen ve ruhen iyi değilsen ortaya çıkan eser vasatı geçemez. Artık seninde daha çok vakit ayırmanın kendin için en doğru şey olduğunu görmen senin için en umut verici durum.

    İşlerinde başarılar dilerim.

  6. 08/03/2016

    Sanki ben şirket kurmuşumda, etkinliklere ve organizasyonlara katılmışım hissini verdiniz 🙂 Başarılar dilerim..

  7. Neslihan Venüs
    11/04/2016

    10 yıl kurumsal şirketlerde çalıştıktan sonra, 5 yıl önce kendi şirketimi kurdum. Bugün geriye dönüp baktığımda hiçbir şirkette, hiçbir maaşa öğrenemeyeceğim kadar çok şey öğrendim. Şimdi yeni bir iş daha kuruyorum ve aynen sizin yazdığınız gibi herkes “ne alaka?” diyor, gelen her yorum tüm motivasyonumu bozacak kadar negatif. Oysa ben neredeyse 24 saat çalışıyorum ve bu işte başarılı olacağıma inanıyorum. Hak yemeden çalışan herkesin başarılı olması dileğiyle

  8. […] Kendi işine sahip olmak konu başlıklı yazdığım ilk yazıya gelen yorumlar sonrasında, kendi işine sahip olan biri olarak düşüncelerimi ve duygularımı yazmaya devam etmeye karar verdim. […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir